Cuma, Haziran 17, 2005

Savas ve kisisel ozgurlukler

ABD "savas kosullari" kavramini sonuna kadar somurmeye devam ediyor:

http://www.nytimes.com/2005/06/17/nyregion/17suicide.html?hp&ex=1119067200&en=59dc0c13ad38064f&ei=5094&partner=homepage

Turkiye'de nasil kisisel ozgurlukler "devletin bolunmez butunlugu" tehlikeye girdigi zaman son buluyorsa, Amerikan devleti de savas kosullarinin kendisine verdigi kestirmeleri sonuna kadar kullaniyor. Amerika tabii ki hicbir zaman insan haklarina saygi konusunda imrenerek izlememiz gereken bir yer olmadi, ama yine de dunyadaki en olgun demokrasilerden birinde insan haklarinin bu kadar agir sekilde ayaklar altina alinmasi, devletin konunun ustunu bu kadar kolay kapatabilmesi ve kamuoyundan (bu habere kadar) hicbir tepki gelmemesi dusundurucu...

Gecen sene New York'ta 'The Exonarted' adli bir tiyatro oyunu izlemistim. Olum cezasina carptirildiktan sonra sucsuzluklari kanitlanan ve hayatlari kurtulan 7 kisinin basindan gecenleri anlatan cok etkileyici bir oyundu. Oyun sonrasinda olum cezasinin kaldirilmasi icin calisan bir sivil toplum orgutunun gonullu avukatligini yapan bir avukat kisa bir konusma yapti ve seyircilerin sorularini cevapladi. Sinir bozucu (ve cok varlikli oldugu her halinden belli olan) bir kadin "Arada birkac kisi yanlis mahkum edilse de binlerce insan hakli(!) sekilde idam ediliyor; onlardan kurtulmak toplum icin iyi degil mi yani?" gibi bir soru sordu. Avukat once guldu, sonra da "O arada kaynayan kisilerden birinin kendiniz veya cocugunuz olabileceginizi hic dusundunuz mu?" diye cevap verdi. Kadin homurdanarak salonu terketti.

Ne yazik ki Amerikan halkinin cogunlugunu bu kadin gibi dusunen ve fikirlerini gucleri sayesinde sonuna kadar "temsil ettiren" insanlar olusturuyor. Bu yuzden ben Times'in haberinin de birseyi degistirecegini hic sanmiyorum.

2 Comments:

At 1:45 ÖÖ, Blogger Burak Tekin said...

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

 
At 1:53 ÖÖ, Blogger Burak Tekin said...

Haberi ve de Alper'in yorumlarını okurken aklıma gelen birkaç noktayı özetleyeceğim. Özellikle Müslüman azınlıklara karşı 11 Eylül sonrası olası tutumlar için 11'09'01 adlı 11 yönetmenin çalışması olan bir filmdeki, yanılmıyorsam Hindistanlı yönetmenin kısmını izleyebilirsiniz.
Bunun yanısıra bu haberin aslında anlattığı birkaç ufak nokta daha var. ABD'de hala daha açık ya da gizli devam eden azınlık karşıtı tutum (örneğin seçimlerde seçme hakları kısıtlanmakta-ki bu başka bir tartışma konusu olabilir), ve de bilinçli bir şekilde oluşturulmuş güvensizlik ortamına da işaret bu. Bush'un son seçimleri kazanmasında "ulusal güvenlik" odaklı kampanyasının etkisi düşünülürse, bu güvensizlik ortamının nasıl kullanılabileceği anlaşılır.
Kişisel özgürlükler ve de demokrasi konusuna gelirsek. ABD, demokrasinin beşiği olduğunu iddia etse de, gayet anti-demokratik bir seçim sistemine sahip, istihbarat örgütünün diğer Avrupa ülkelerinde olmadığı kadar etkin olduğu, düşünceleri nedeniyle (özellikle Yahudi karşıtıysa- Columbia Üniversitesi'ndeki olay- Alper bu konuda ilgili referansı verebilir) insanların sorunlar yaşayabileceği bir ülke. Ayrıca ölüm cezasının olduğu, birçok uluslararası anlaşmanın (en son tartışma yaratan konu, "Bence BM binasının en üst on katının yıkılması sorun olmaz" diyen bir yetkilinin ABD BM elçisi olarak atanmasıydı.)ciddiye alınmadığı bir ülkede, insan hakları ve de kişisel özgürlüklerden ne kadar bahsedilebilir, bu da ayrı bir tartışma konusudur.

 

Yorum Gönder

<< Home