Cumartesi, Haziran 18, 2005

Iran, ABD ve Turkiye uzerine

Iran'daki secimlerin sonuclari henuz belli olmadi, ancak secim sureci bazi olumlu sinyaller gonderdi.
Simdi, elimizdekileri sayalim. Birincisi, reform yanlisi kesimin nasil sesini yukseltmeye basladigi, keza iki guclu adaydan Rafsancani kadin haklarini savunan, sarigini gerekirse bir yana koymus bir eski cumhurbaskani. Mustafa Moin ise eski egitim bakani, ve de reformcularin en guclu adayi.
Ikincisi, Iran'daki secmenlerin secme sansı diger tum Arap ulkelerinden daha fazla, ve de secimler gayet sorunsuz ilerledi su ana kadar alinan haberlere gore.
Hal boyleyken akla bir iki soru geliyor. ABD, neden israrla Iran uzerine oynuyor kozlarini? Nukleer silahsa neden Kuzey Kore degil de Iran oncelikli hedef? Eger demokrasiyse, bu belki de en demokratik (isgal edilmis Irak haric) Arap ulkesine -keza secimlere katilim, secme sansinin fazlaligi, secme yasinin 15 olasi gibi- neden ilk dokunulma ihtiyaci duyuluyor da, Suudi Arabistan'a ses cikarilmiyor?
Ikincisi, Iran'da hizla Islami duzen muhalifleri seslerini yukseltirken, bizde Islami bir parti iktidara geliyor, ve de modernite karsiti uygulamalar getiriyor(Ickinin yasaklanmasi, kimi yerlerde giyim kusama karisilmasi, turban suni gundeminin surekli yaratilmasi gibi). ABD basininin Iran gibi ortamin musait oldugu bir ulke yerine Turkiye'yi israrla Musluman laik ulke modeli olarak nitelemesi de bence ilgi cekici.
Bir de son olarak ilgisiz bir istatistik, ama bence dikkat cekici. Turkiye'de Cuma namazina gidenlerin sayisi Iran'da gidenlerden daha fazla imis. (Steele, The Guardian yazarı) (Iran ile Turkiye'nin nufusu yakin sayılar.)

4 Comments:

At 12:32 ÖS, Blogger M. Alper Bahadir said...

ABD'nin Iran politikasi konusundaki tutarsizliklari gun gibi ortada. Bunun sebeplerini dusunurken bir de sunu fark etmemiz lazim: ABD, soylemleri ile bu soylemlerin gerektirdiklerini yerine getirirse basina geleceklerin korkusu arasinda sikismis durumda. Bugun Arap dunyasinin bir cok ulkesinde katilimci demokrasi gelecek olsa, su anki -dis politikada- "ilimli" diktatorlerden cok daha sert, cok daha Islami duzene dayali rejimler ortaya cikacak. Bunu bilen bir suru Arap diktator "Ben ipleri salarsam basa teroristler gecer!" retorigi ile de bu durumdan istifade etti zaten. Bu konuda kesinlikle okunmasi gereken bir makaleyi size onermek isterim:

Fareed Zakaria, "Islam, Democracy and Constitutional Liberalism", Political Science Quarterly , Vol. 119, No. 1, 2004.

Simdi Burak'a katilmadigim bir kac noktanin altini cizmek istiyorum: Birincisi "Iran'da reformcular yukselirken Turkiye'de Islamcilar basa geliyor" yorumunu kabul edemiyorum. Iran yillardir sosyal dengesizliklerle bogusan bir ulke; su andaki reformcu hareketin ne surdurulebilir olduguna ne de Iran icin mukemmel sonuclar doguracagina inanmiyorum. Turkiye'de ise dinin siyasete alet oldugu gunler ne mutlu ki buyuk olcude sona erdi. Turkiye'deki entellektuel kesimin buyuk cogunlugu yillardir buyuk bir yanlis icinde Islami hareketin ya baski ile, ya siyasi hezimet ile (CHP veya turevlerinin iktidara gelmesi gibi), ya da bir askeri darbe ile "son bulacagini" saniyordu. Fakat bunun yerine bugun ezici bir cogunlukla basa gecen (ve genel secimlerden bugune de popularitesini gunden gune arttiran) bir AKP ile karsi karsiyayiz. Peki AKP bunu nasil basardi? Dinle ilgili vaatlerde bulunarak mi? Hayir; aksine gecmiste surdurulen dini istismarin yanlisligini, ve Turkiye'nin geleceginin AB'de yattigini vurgulayarak.

"Biz artik degistik" retoriginin gecerliligini kesinlikle savunmuyorum. Fakat bu davranisi elestirirken altinda yatan bir gercegi de gozden kacirmayalim: AKP'nin "degisme"si, ve bu "degisim" sonuncunda %35lik bir oya ulasmasi, Turkiye'de rejimle bir turlu barisamamis buyuk bir azinligin da "degisme"sinin isaretidir. Bu insanlar yillardir istismar edildiklerinin, kendilerine verilen vaatlerin en iyi ihtimalle bos oldugunun farkinda vardilar. Tabii ki daha derin bir sosyoljik analiz yapilabilir: genc nesilin etkisi, ordunun baskisi vs. de elbette bu anlamda etkili oldu. Fakat ne olursa olsun, ve AKP kesinilikle ideal bir iktidar (veya siyasi hareket) olmasa bile, toplumun "istismar edilmis islamci" ve "urkmus laik" gruplarini baristirma adina en olumlu siyasi gelisme olarak kendini kanitladi.

Sunun da farkina varalim: dini istismar iki sekilde yapilir: Ya Islamci bir hareket olarak dini somurerek oy toplamaya calisirsiniz, ya da kendinizi bu harketin karsiti (ve hatta tek alternatifi) olarak gosterip, halki "urkuterek" oy toplamaya calisirsiniz. Siyasi Islam hareketinin en guclu oldugu donemlerde iki cesit somuru de sonunda kadar isletildi. Bugun ise Islamci somuru buyuk olcude azaldigi halde, CHP gibi irrasyonel, elitist, ve toptan anlamsiz bir partinin anlamsiz cikislari sayesinde korkunun somurusu devam etmekte. Bugun CHP muhalefetinin en agir topu "aman bize oy verin, AKP'nin gizli gundemi var, biraz daha oy toplayip sonra devleti seriata teslim edecekler" argumani ise, bu partinin derneklestirilmesi konusunu sakadan cikarip ciddi olarak tarismaliyiz bence.

Bu konu burada daha cok taritisilacak, o yuzden fazla uzatmadan bir kac fikrimi hizlica belirtmek istiyorum:

-Turbanin "yapay gundem" oldugu fikrine kesinlikle karsiyim.
-Turkiye'nin "Musluman laik ulke" olarak nitelenmesinde bir sorun goremiyorum. Buradaki "Musluman" nitemesi devlete yonelik degil, halkin cogunluna yonelik bir niteleme. Zaten bir devletin ayni anda hem "Musluman" hem de "laik" olmasi soz konusu olamaz.

-Burak ve bu konuda onun gibi dusunen "urkutulmus" kesimin mensuplarina dair beni en cok kizdiran nokta Islam ile Islamin siyasete alet edilmesi arasindaki cizgiyi sik sik kaybetmeleri. Belki Burak sadece ilginc bir istatistik olarak sundu bunu ama, Turkiye'de kac kisinin Cuma namazina gittigi hicbirseyin olcusu degildir. Biz yillardir o insanlarin Cuma'ya gitmesini engelleyip, onlari kafamizdaki "ideal modern Turk"e cevirmeye calistigimiz icin bu buyuk sorunlarla karsilastik zaten. Halbuki bu insanlarin buyuk cogunlugu zaten kafasinda (kafalari siyasal Islam'a tepki olarak gelen baskici "laiklik"le karistirilana kadar) Cuma'ya gitmek ile seriatla yonetilmemek arasindaki uyumu yaratmisti, veya yaratacak acikliga sahipti.

CHP omru dolmus hareketlerin hortlakciligini yapmaya devam ettikce, toplumun yaralarinin kapanmasi ne yazik ki daha da gecikecek.

 
At 8:24 ÖÖ, Blogger adem kader said...

AKP'nin iktidara gecmesi ve "musluman laik ulke" kavramiyla ilgili benim de eklemek istedigim birkac sey var.

AKP'nin basa gecmesinin nedenlerini turkiye'deki islamci hareket ve bununla ilgili seyler olarak gormuyorum. Halk yalniz bu secimde degil, bundan onceki secimlerde de partileri deneme yoluna gitti, degisik ideolojide, degisik programlari olan partiler sirayla iktidara gecti ve halk sirayla onlara oy verdi diyebiliriz. dinci diye tabir edebilecegimiz birkac partinin oyu surekli 15% civarindayken bu secimde iki nedenden dolayi AKP bu kadar cok oy aldi. bunlardan birincisi dedigim gibi siranin onlara gelmesiydi. dikkat ederseniz diger birkac yeni parti de cok oy aldi; ornegin yeni turkiye partisi ve genc parti. ikincisi de, AKP yerel yonetimlerde gercekten cok basariliydi, hemen hemen tum belediyelerini korudular ve yerine yenilerini eklediler. AKP'nin aldigi 35% oyun icerisinde bircok sol goruslu, ve hatta oldukca sag goruslu insan da var. eger sadece dine dayali bir secim kitlesi olsaydi su anda basta AKP'yi degil fazilet partisini gorebilirdik.

"musluman laik ulke" kavrami hakkinda dusunurken diger alternatifleri ve bunun yaninda bizim ne anladigimizi degil yabancilarin bu terimden ne anladigini da goz onunda bulundurmak gerekir. "musluman laik ulke" yerine, "laik musluman ulke", "musluman ulke" ya da "laik ulke" olsaydi ne olurdu? kelime oyunlari gibi gorunen bu kavramlar bence onemli. "musluman ulke" diyemeyiz cunku musluman ulkeler bellidir. laik ulke'de bence bir sorun yok ama, bu kavramin altinda su yatiyor "hayir, musluman ulke degil, laik ulke". laik musluman ulke de bence hos degil, cunku o zaman hem laik hem musluman nasil olur sorusu doguyo cunku hem laik hem musluman devleti tanimliyor. alper'in dediklerine katiliyorum, ve yurt disinda musluman laik ulke'nin "predominantly muslim, secular country" diye soylendigini dusunursek ben bu tanimda bi sorun gormuyorum. bunun yaninda, ufak bir detay ama yine de musluman laik ulke'nin icindeki hristiyan olmayan laik ulke anlamini da pek hos bulmuyorum.

 
At 8:27 ÖÖ, Blogger adem kader said...

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

 
At 7:45 ÖS, Anonymous duyurular said...

mrebalar Burak Tekin, Basliginiz Iran, ABD ve Turkiye uzerine ilgimi cekti. Blog unuz cok guzel. aktiviteler ile ilgi oldugu icin buldum aktiviteler sitesinden buldum. Blogunuz takip etmeye calisicam.

 

Yorum Gönder

<< Home